OLAĞAN BİR İLDE, OLAĞANÜSTÜ UYGULAMALAR
Adana’da İşçiye, memura hak arayanlara destek vermek yasak. Yasağı dinlemeyip sokaklara çıkana Valilik trafik cezası keser gibi ceza kesiyor. Türkiye’nin hiçbir ilinde uygulanmayan, Kabahatler Kanununun 32. Maddesi Adana’da örtülü bir sıkıyönetim uygulamalarına dönüşmüş durumda.Bu uygulamaya göre bugüne kadar destek için yapılan basın açıklamaları, yürüyüş ve eylemlere katılan 100’den fazla sendikacı, siyasi parti yöneticisi ve kitle örgütü temsilcilerine toplam 23.045 lirayı aşan para cezası kesildi.
Adana, ülke kamuoyunda işsizliğin dışında Adana Valiliğinin ilginç uygulamalarıyla gündemde ki yerini koruyor.
6 Kasım 2009 tarihinde Adana Valisinin yayımladığı bir genelgenin ardından sesini çıkaran herkese, Kabahatler Kanunu’na dayanarak 140 TL’den başlayan para cezaları veriliyor.
İşçi eylemlerinden, öğrenci eylemlerine, kitle örgütlerinin açıklamalarından, futbol maçında açılan pankarta, afiş asmaktan, bildiri dağıtmaya Adanalılar ne yapsa Valiliğe göre kabahat sayılıyor.
Belirlenen yerler dışında basın açıklaması düzenleyenler ve basın açıklaması adı altında bir yerde toplanarak basın açıklaması yapılacak yere gitme ve basın açıklaması sonrası dağılım esnasında pankart, döviz açarak, slogan atarak yürüyüş yapanlar hakkında, Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi ve genel hükümler doğrultusunda adli ve idari işlem yapılacağı belirtiliyor.
2911 sayılı yasasın “Toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergahı” başlıklı 6 maddesi ise “ Toplantı ve gösteri yürüyüşleri, tüm il veya ilçe sınırları içerisinde hükümlere uyulmak şartıyla her yerde yapılabilir demektedir.
Yasa maddeleri birlikte incelendiğinde; anılan maddelerle valiliğe verilen yetkilerin Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleriyle sınırlı olduğu “Basın Açıklamalarını” kapsamadığı görülecektir.
2911 sayılı yasanın tanımlar başlıklı maddesindeki toplantı ve gösteri yürüyüşü tanımı ile İçişleri Bakanlığı’nın 11.06.2004 tarih ve 2004/100 sayılı genelgesinde; “ basın açıklamalarının Anayasanın 25 ve 26. maddelerinde düzenlenen düşünce ve kanaat hürriyeti ve düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanımı olarak değerlendirilerek, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri yasasının dışında kabul edileceği” yönündeki talimatı karşısında basın açıklamaları yapılacak yerler veya yasak olduğu yerler konusunda valiliklere herhangi bir yetki verilmediği açıktır.
Bu nedenle Valiliğin emri, yetki ve hukuki sebep yönünden, hukuka uyarlı değildir.
Yasa “ kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla” böyle bir emrin verilebileceğini ve buna aykırı davranışın cezalandırılacağını öngörmüştür. Ortada böyle bir emrin ve cezanın verilmesini gerektirecek bir durum da söz konusu değildir.
Kamu kurum ve kuruluşlarına ait binaların önünde yapılan; basın açıklamalarının, kamu güvenliği ve genel sağlığı etkilemediği, Sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, değişik grupların ve özellikle kamu emekçilerinin kamu kurum ve kuruluşlarının binaları önünde bugüne kadar yapmış oldukları yüzlerce hatta binlerce toplantı, gösteri ve basın açıklaması ile sabittir. Bu nedenle; “kamu güvenliği ve genel sağlığın korunması amacıyla” alındığı belirtilen emrin maddi sebebi de yoktur.
İşlem hem hukuki hem de maddi sebep yönünden hukuk uyarlı değildir. İşlem amaç yönünden de sakattır. İdari işlemler son tahlilde kamu yararını amaçlamak zorundadır. Emir incelendiğinde koruduğunu söylediği kamu yararının “ kamu düzeninin, genel sağlık ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması? Etkinliklerin demokratik bir ölçüde yapılabilmesi ve etkinliğe katılanların can güvenliğini sağlamak “ olduğu görülmektedir.
Ancak yukarda anılan yasa maddeleri incelendiğinde valiliğin genel emirle düzenleme yapacağı ve ceza uygulayacağı alan Kabahatler Kanununda sınırlı olarak sayılmıştır.
Yasa koyucunun bunu sınırlı saymasının amacı; temel hak ve özgürlüklerin kullanımı sırasında sınırlama yapılacaksa bu sınırlamanın; Toplantı ve Gösteri Yapma hakkının, Düşünce ve ifade özgürlüğü hakkının, Örgütlenme hakkının, Dilekçe hakkının süresiz bir şekilde, sınırlanmasını önlemek ve hatta ortadan kaldırılmasını sağlamaya yönelik keyfi emirlerin alınmasını ve uygulanmasını engellemektir. Emir tamda bu özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik kamu yararı taşımayan bir emirdir.
Bunun yanında emir açıkça 2911 sayılı yasaya da aykırıdır. Yasada açıkça “..kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde “ Toplantı gösteri yürüyüşleri yapılamayacağı yasaklanmışken Valiliğin emirde “ Kamu Kurum ve Kuruluşları,.. önünde, yanında “ açıklama yapılması da yasaklanarak kanunun belirlediği sınır, temel hak ve özgürlükler aleyhine keyfi olarak genişletilmiştir.
Kamu hizmetlerinin halka ulaştırmakla görevli kamu kurum ve kuruluşlarının bu görevlerini olması gerektiği gibi yerine getirmemesi nedeniyle, bunun sağlanması amacıyla gerçekleştirilebilecek barışçıl ve demokratik tepkilerini, yine bu kurum ve kuruluşlarda görev yapan çalışanların ekonomik, sosyal ve demokratik taleplerinin en etkili sonuç vereceği alanlardan uzaklaştırılmasını ve etkisiz hale getirmesini sağlayan ve ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarının binalarını birer kutsal mekan olarak kabul eden anlayışın ve bu anlayış doğrultusunda verilen emrin demokratik hukuk devleti ile bağdaşmadığı açıktır.
Valiliğin emri yasal sınırları da aşan ve bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine (AİHS) de aykırı bir düzenlemedir. Adana valiliğini bu uygulamayı bir an önce geri çekmeye, demokratik sınırlar içerisinde gerçekleştirdiğimiz basın açıklamalarını para cezalarıyla engelleyemeyeceğini bu sorunun ivedilikle çözümü noktasında yetkilileri göreve çağırıyoruz. Saygılarımızla.
Basın Açıklamasını Kurumlar Adına
Avk. Mustafa CİNKILIÇ
Güven BOĞA
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı
OLAĞAN BİR İLDE, OLAĞANÜSTÜ UYGULAMALAR
Adana’da İşçiye, memura hak arayanlara destek vermek yasak. Yasağı dinlemeyip sokaklara çıkana Valilik trafik cezası keser gibi ceza kesiyor.
Türkiye’nin hiçbir ilinde uygulanmayan, Kabahatler Kanununun 32. Maddesi Adana’da örtülü bir sıkıyönetim uygulamalarına dönüşmüş durumda.
Bu uygulamaya göre bugüne kadar destek için yapılan basın açıklamaları, yürüyüş ve eylemlere katılan 100’den fazla sendikacı, siyasi parti yöneticisi ve kitle örgütü temsilcilerine toplam 23.045 lirayı aşan para cezası kesildi.
Adana, ülke kamuoyunda işsizliğin dışında Adana Valiliğinin ilginç uygulamalarıyla gündemde ki yerini koruyor.
6 Kasım 2009 tarihinde Adana Valisinin yayımladığı bir genelgenin ardından sesini çıkaran herkese, Kabahatler Kanunu’na dayanarak 140 TL’den başlayan para cezaları veriliyor.
İşçi eylemlerinden, öğrenci eylemlerine, kitle örgütlerinin açıklamalarından, futbol maçında açılan pankarta, afiş asmaktan, bildiri dağıtmaya Adanalılar ne yapsa Valiliğe göre kabahat sayılıyor.
Belirlenen yerler dışında basın açıklaması düzenleyenler ve basın açıklaması adı altında bir yerde toplanarak basın açıklaması yapılacak yere gitme ve basın açıklaması sonrası dağılım esnasında pankart, döviz açarak, slogan atarak yürüyüş yapanlar hakkında, Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi ve genel hükümler doğrultusunda adli ve idari işlem yapılacağı belirtiliyor.
2911 sayılı yasasın “Toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergahı” başlıklı 6 maddesi ise “ Toplantı ve gösteri yürüyüşleri, tüm il veya ilçe sınırları içerisinde hükümlere uyulmak şartıyla her yerde yapılabilir demektedir.
Yasa maddeleri birlikte incelendiğinde; anılan maddelerle valiliğe verilen yetkilerin Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleriyle sınırlı olduğu “Basın Açıklamalarını” kapsamadığı görülecektir.
2911 sayılı yasanın tanımlar başlıklı maddesindeki toplantı ve gösteri yürüyüşü tanımı ile İçişleri Bakanlığı’nın 11.06.2004 tarih ve 2004/100 sayılı genelgesinde; “ basın açıklamalarının Anayasanın 25 ve 26. maddelerinde düzenlenen düşünce ve kanaat hürriyeti ve düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanımı olarak değerlendirilerek, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri yasasının dışında kabul edileceği” yönündeki talimatı karşısında basın açıklamaları yapılacak yerler veya yasak olduğu yerler konusunda valiliklere herhangi bir yetki verilmediği açıktır.
Bu nedenle Valiliğin emri, yetki ve hukuki sebep yönünden, hukuka uyarlı değildir.
Yasa “ kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla” böyle bir emrin verilebileceğini ve buna aykırı davranışın cezalandırılacağını öngörmüştür. Ortada böyle bir emrin ve cezanın verilmesini gerektirecek bir durum da söz konusu değildir.
Kamu kurum ve kuruluşlarına ait binaların önünde yapılan; basın açıklamalarının, kamu güvenliği ve genel sağlığı etkilemediği, Sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, değişik grupların ve özellikle kamu emekçilerinin kamu kurum ve kuruluşlarının binaları önünde bugüne kadar yapmış oldukları yüzlerce hatta binlerce toplantı, gösteri ve basın açıklaması ile sabittir. Bu nedenle; “kamu güvenliği ve genel sağlığın korunması amacıyla” alındığı belirtilen emrin maddi sebebi de yoktur.
İşlem hem hukuki hem de maddi sebep yönünden hukuk uyarlı değildir. İşlem amaç yönünden de sakattır. İdari işlemler son tahlilde kamu yararını amaçlamak zorundadır. Emir incelendiğinde koruduğunu söylediği kamu yararının “ kamu düzeninin, genel sağlık ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması? Etkinliklerin demokratik bir ölçüde yapılabilmesi ve etkinliğe katılanların can güvenliğini sağlamak “ olduğu görülmektedir.
Ancak yukarda anılan yasa maddeleri incelendiğinde valiliğin genel emirle düzenleme yapacağı ve ceza uygulayacağı alan Kabahatler Kanununda sınırlı olarak sayılmıştır.
Yasa koyucunun bunu sınırlı saymasının amacı; temel hak ve özgürlüklerin kullanımı sırasında sınırlama yapılacaksa bu sınırlamanın; Toplantı ve Gösteri Yapma hakkının, Düşünce ve ifade özgürlüğü hakkının, Örgütlenme hakkının, Dilekçe hakkının süresiz bir şekilde, sınırlanmasını önlemek ve hatta ortadan kaldırılmasını sağlamaya yönelik keyfi emirlerin alınmasını ve uygulanmasını engellemektir. Emir tamda bu özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik kamu yararı taşımayan bir emirdir.
Bunun yanında emir açıkça 2911 sayılı yasaya da aykırıdır. Yasada açıkça “..kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde ve bunların eklentilerinde “ Toplantı gösteri yürüyüşleri yapılamayacağı yasaklanmışken Valiliğin emirde “ Kamu Kurum ve Kuruluşları,.. önünde, yanında “ açıklama yapılması da yasaklanarak kanunun belirlediği sınır, temel hak ve özgürlükler aleyhine keyfi olarak genişletilmiştir.
Kamu hizmetlerinin halka ulaştırmakla görevli kamu kurum ve kuruluşlarının bu görevlerini olması gerektiği gibi yerine getirmemesi nedeniyle, bunun sağlanması amacıyla gerçekleştirilebilecek barışçıl ve demokratik tepkilerini, yine bu kurum ve kuruluşlarda görev yapan çalışanların ekonomik, sosyal ve demokratik taleplerinin en etkili sonuç vereceği alanlardan uzaklaştırılmasını ve etkisiz hale getirmesini sağlayan ve ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarının binalarını birer kutsal mekan olarak kabul eden anlayışın ve bu anlayış doğrultusunda verilen emrin demokratik hukuk devleti ile bağdaşmadığı açıktır.
Valiliğin emri yasal sınırları da aşan ve bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine (AİHS) de aykırı bir düzenlemedir. Adana valiliğini bu uygulamayı bir an önce geri çekmeye, demokratik sınırlar içerisinde gerçekleştirdiğimiz basın açıklamalarını para cezalarıyla engelleyemeyeceğini bu sorunun ivedilikle çözümü noktasında yetkilileri göreve çağırıyoruz. Saygılarımızla.
Basın Açıklamasını Kurumlar Adına
Avk. Mustafa CİNKILIÇ Güven BOĞA
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı
Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesi
Emsal Kararıdır
SENDİKA ŞUBE BAŞKANININ ‘BASIN AÇIKLAMASI’ CEZASI KALKTI
11.02.2010 / ANKARA / AA
Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesi, İl Sağlık Müdürlüğü önündeki basın açıklamasına katılan sendika şube başkanına Kabahatler Kanunu’na dayanılarak verilen para cezasını kaldırdı.
Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesi, İl Sağlık Müdürlüğü önündeki basın açıklamasına katılan sendika şube başkanına Kabahatler Kanunu’na dayanılarak verilen para cezasını kaldırdı.
13 Ekim 2009′da saat 12.30′da Türkiye Kamu-Sen Zonguldak İl Temsilciliği tarafından Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü binası önünde düzenlenen basın açıklamasında “Sosyal Güvenlik Reformu” protesto edildi.
Basın açıklamasına, Türkiye Kamu-Sen Zonguldak İl Temsilcisi ile konfederasyona bağlı sendikaların şube başkanları ve temsilcileri katıldı.
Açıklama yapan grup içerisinde yer alan Türk Sağlık-Sen Zonguldak Şube Başkanı Abdurrahman Uysal’a, açıklamaya katıldığı gerekçesiyle Zonguldak Emniyet Müdürlüğünce 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca 140 lira idari para cezası verildi.
Bunun üzerine Türk Sağlık-Sen, basın açıklamasında söz konusu maddeye aykırılık teşkil edecek bir durum ortaya çıkmadığı ve açıklamanın olaysız sona erdiği gerekçesiyle dava açtı.
Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesi’ne sunulan dava dilekçesinde, “4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu hükümleri çerçevesinde sendika yönetici ve üyelerinin sendikal faaliyetlere serbestçe katılabilecekleri, söz konusu faaliyetlere katılımın engellenmesinin sendikal faaliyetleri kesintiye uğratacağı ve örgütlenme özgürlüğüne zarar vereceği belirtildi.
Dilekçede ayrıca 2005/14 sayılı Başbakanlık Genelgesi’nin 7. maddesinde “Sendika ve konfederasyon il ve ilçe temsilcileri ile sendika şubesi, sendika ve konfederasyon yöneticilerinin yürütmekte oldukları sendikal faaliyetler kapsamında, görevleri ile ilgili olmayıp doğrudan yapacakları basın açıklamaları hakkında disiplin soruşturması yapılamayacaktır” şeklindeki hükme yer verildi.
Dava dilekçesinde, belirtilen gerekçelerle idari para cezasının kaldırılması talep edildi.
Zonguldak Emniyet Müdürlüğü ise mahkemeye sunduğu cevap dilekçesinde, “İşlemde mevzuata aykırı bir husus bulunmadığını” savunarak, davanın reddini istedi.
Zonguldak 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararında, idari para cezasına dayanak olarak Zonguldak Valiliğinin, “Basın Açıklamasının Yapılamayacağı ve İmza Stantlarının Açılamayacağı Yerlere İlişkin” 28 Aralık 2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararının gösterildiği belirtildi.
Kararda, “Valilik ve kaymakamlık binalarına 50 metre mesafeden daha yakın yerlerde, kamu kurum ve kuruluşlarının içinde, müştemilatında, bahçe ve eklentilerinde basın açıklaması yapılamaz, imza stantları açılamaz” şeklinde düzenleme bulunduğuna işaret edildi.
Ulusal ve uluslararası mevzuat dikkate alınarak oluşturulan kararda, şunlar kaydedildi:
“Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü, 291 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun hükümleri ve 1982 Anayasasının 90. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, Zonguldak Valiliği’nin ‘Basın Açıklamasının Yapılamayacağı ve İmza Stantlarının Açılamayacağı Yerlere İlişkin’ 28. Aralık 2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararında ‘Valilik ve kaymakamlık binalarına 50 metre mesafeden daha yakın yerlerde, kamu kurum ve kuruluşlarının içinde, müştemilatında, bahçe ve eklentilerinde basın açıklaması yapılamaz, imza stantları açılamaz” şeklindeki düzenlemenin demokratik bir toplum için zorunlu olmadığı kanısına varılmıştır. Bu nedenle başvuranla ilgili idari yaptırım kararı yerinde değildir.”
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na aykırılık teşkil ettiğinin düşünülmesi halinde bununla ilgili adli tahkikat yapılarak suç olup olmadığı değerlendirmesinin adli mercilerce yapılması gerektiği vurgulanan kararda, bu nedenle de idari yaptırım kararının yerinde olmadığı ifade edildi.
Mahkeme, belirtilen gerekçelerle Türk Sağlık-Sen Zonguldak Şube Başkanı Abdurrahman Uysal’a verilen 140 liralık idari para cezasının kaldırılmasına karar verdi.
Kararı değerlendiren Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, şunları kaydetti:
“Mahkemeler gayet açık bir şekilde çalışanların ifade özgürlüklerinin kullanılmasındaki engellerin hukuksuz olduğunu ifade ediyor. İdareyi, milletler arası hükümler konusunda uyarıyor. Türk Sağlık-Sen olarak iç hukukta milletler arası anlaşmalara göre gerekli düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz. Bu çerçevede grev ve toplu sözleşme hakkının da iç hukukta düzenlenmesi zaruridir.”
