ORTAK BASIN AÇIKLAMASI
Sekiz yıldır hükümet ile yetkili sendikalar arasında yapılan toplu görüşmelerde yetkili sendikalar ortak bir irade ortaya koyamamışlardır. Hükümetler değişse dahi kaybeden kamu çalışanları ve emekçiler olmuşlardır. Sosyal güvenlik reformu, sözleşmeli personel uygulamasının yaygınlaştırılarak iş güvencesinden yoksunlaştırılması, tedavi giderlerinden çalışanlardan pay alınması, enflasyonun altında göstermelik maaş artışları ve en önemlisi hukuk dışı uygulamalar ile kamu çalışanları, emekçiler kazanılmış haklarını da kaybetmişlerdir.
Evrensel sendikacılık ilkelerinin olmazsa olmaz unsuru olan Grev ve Toplu Sözleşme hakkının verilmesi için siyasal iktidarlar tarafından herhangi bir irade ortaya konulmadığı gibi bu güne kadar yetkili sendikalar tarafından da ortaklaşa bir tavır konulamamıştır. Bugüne kadar yaşananlar göstermiştir ki, grev ve toplu sözleşme hakkından yoksun bir sendikacılık dernek statüsünden ileriye gidememiştir.
Bizler, tüm farklılıklarımıza rağmen çalışanların ve emekçilerin ortak çıkarları için birlikte hareket etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Ülkemizdeki kamu sendikacılığının içine düşürüldüğü kriz bunu yapmamızı zorunlu kılmıştır. Benzer taleplerimizi ayrı ayrı seslendirmek yerine tek ses olarak haykırmak istiyoruz. Diğer taraftan, zaman ve ülke koşulları çalışanın ve emekçinin aleyhine işlemiş, siyasi iktidar sahipleri ‘dikensiz bir gül bahçesi’ yaratmak arzusu ve hevesi ile kendilerine kayıtsız şartsız tabi olacak sivil toplum örgütleri ve sendikalar kurulmasına önayak olmuş, yarattıkları ‘güdümlü sendikacılık’ anlayışı doğrultusunda çalışanın ve emekçinin sesini kısmaya çalışmışlardır.
Kendi sendikal hak ve özgürlüklerini savunmaktan dahi uzak, güdümlü sendikaların ‘atanmış’ temsilcileri, şayet varlık sebeplerini siyasi iktidarların eteğinde var olmak olarak tanımlıyorlarsa, en azından; fikren, anlayış olarak, ideolojik olarak, siyasal ve duygusal olarak bağlı oldukları siyasi iktidar çatısı altına girecek kadar dürüst olmalıdırlar. Zira kamu çalışanları ve emekçiler, hak aramaktan hatta kendi sendikal hak ve özgürlüklerini savunmaktan uzak sendikalara mecbur da değildir, muhtaç da değildir.
Bu bildirinin altında imzası bulunan kuruluşlar olarak, 25 Kasım 2009’da bir günlük uyarı grevine katılırken, işte bu anlayış ve duruşun bir gereği olarak kamu çalışanlarının ve emekçilerin hak ve özgürlüklerinin elde edilmesinin, dışlayıcı değil birleştirici bir tutumla, teslimiyetçi değil kararlı ve onurlu bir mücadele ile mümkün olabileceği inancı ile hareket ediyoruz.
Bu hak ve emek mücadelesinde; tüm emek kitle örgütleri, kişisel ve kurumsal kaygı ve endişelerden, çıkar hesaplarından uzakta, tek vücut olarak ve tek sesle bulunmak durumundadırlar. Bu tarihi bir görev ve sorumluluktur.
Bizler, bu tarihi sorululuğun ve görevin bilincindeyiz.
Yaşasın Grev ve Toplu Sözleşme hakkımız.
Hasan Kütük Ayhan Çivi Cansel Güven Ersoy Kamek Ümit Demirel
Birleşik Kamu-İş HAKSEN Anadolu Eğitim-Sen Ata Eğitim-Sen TEÇ-SEN
Genel Başkanı Genel Başkanı Genel Başkanı Genel Başkanı Genel Başkanı
