SENDİKALI OLMA RÜŞVETİNE HAYIR!
Sendika kesintilerinin üyeye tazminat olarak geri ödenmesini iptal eden Anayasa Mahkemesi kararını yerinde ve sendikal ahlak açısından hayati bulduğumuzu ilan etmiştik. Söz konusu iptalle üye kaybına uğrayan sendikaların başında yer alan Memur-Sen’in cansiperane çabaları sonucu “sendikalı olma rüşveti” geri geliyor. Adı toplu görüşme primine dönüşerek üç ayda bir ödenecek olması hukukun arkadan dolaşılmasından başka bir şey değildir.
Sendika ve üyesi arasındaki bağa bir müdahale olarak gördüğümüz bu aidat iadesi, sendika hesabına yatan artı bir para anlamına gelmez ancak üye kazanmak için gayri ahlaki bir çekiciliktir. Devlet bütçesinden ısmarlanan bir aidatla üye olunduğunda, sendikasından hesap soran üye sayısı azalır, örgütün hükümete bağlılığı artar. Örgütlerin üyeye sorumluluğu olduğu kadar üyenin sendikasına karşı yükümlülüğü vardır. Bunlardan ilki aidat kesintisidir. Aidat ödeyen üye; yapılan kesintinin nasıl kullanıldığını, hak arama noktasında neler yapıldığını takip etme güdüsü duyar. Aidatların devletçe ısmarlandığı dönemde hangi sendikaya üye olduğunu hatırlamayan, sendikasına küstüğü halde istifa etmeye üşenen kitlelerle temsil yetkisinin alındığı da malumdur. Sendikalarına gönülden bağlı gerçek kitlelerin tespiti için devletin bu özel bağa müdahaleden vazgeçmesi gerekir.
Çağdaş ülkelerin sendikal yasalarında kazanılan hakların genelleşmesi için, üye olmayan çalışanların hak satın aldığı gibi yönteme rastlanmaktadır. Böylece örgütlülerin üzerinden geçinmek engellenmektedir. Bir çalışan üye olmama hakkını korurken sendikaların kazanımlarına sembolik bir tazminat ödeyerek ortak olabilmekte ya da bu haktan vazgeçmektedir. Kendini hiçbir örgüte ait hissetmeyenler ile örgütlüler arasındaki adalet böyle oluşmaktadır. “Sendikalı ol, parasını ben öderim” yaklaşımı hiçbir ülkede yoktur.
Toplu Görüşme primini için el sıkışıldığı bir görüşmede Memur-Sen Konfederasyonu ve Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Sayın Gündoğdu: “Sayın Bakan, demokratikleşme, Anayasa paketinin referandumda gündeme gelmesi durumunda bizden beklentilerinin büyük olduğunu ifade etti. Biz de desteğimizi dile getirdik.” demiştir. Her rüşvet olmayacak bir işin oluru için verilir, bu da bir itiraftır.
AES olarak, geçmişte olduğu gibi bugün de devletin sendikalar ve üyeleri arasına girmesine karşıyız. Sendikamız aidat yüzünden tek bir istifa bile almamıştır, ne yazık ki halen üye kiralamak, satın almak için devlet desteğine ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır. Özelde öğretmenlerin, genelde tüm memurların acil ve hayati sorunları dururken sendika kesintileri için öncelikli çaba harcayan Memur-Sen Yönetimi’ni yine üyelerine havale ediyor, bu girişimin de yüce mahkemeden döneceğine inanıyoruz.
Anadolu Eğitim Sendikası
Merkez Yönetimi
