Anasayfa / Basın Açıklamaları / SINAVSIZ BİR YAŞAM MÜMKÜN!

SINAVSIZ BİR YAŞAM MÜMKÜN!

Sınavsız yaşam bir düş değil, o yaşamı oluşturacak irade ellerimizdedir! Gelin hep birlikte sınavları yaşamımızdan söküp atalım. Sınavsız bir yaşam düş değil. Daha ilköğretim kademelerinden başlayarak her bir üst aşamaya geçişin sınavlara endekslendiği bir dönemden geçiyoruz. İşsizliğin çok yoğun olduğu, bırakın üniversite bitirmeyi Türkiye’nin sayılı üniversitelerinin en iyi bölümlerinden bile mezun olmanın yetersiz olduğu bir süreç aynı zamanda. Artık iş sahibi olabilmek için olmazsa olmaz en iyi üniversitelerin en iyi bölümlerini bitirmek, ingilizce yanında almanca, bilgisayar vs sertifikalarına da sahip olmaktır. Bütün bunlar için ise ilköğretimden başlayan ve sınavlardan oluşan engelli yarış çıkıyor karşımıza. İyi bir üniversite için iyi bir lise, iyi bir lise için iyi bir ilköğretim dolayısıyla iyi bir SBS puanı, iyi bir LYS puanı. Bütün bunlar tek başına “öğrencinin başarısı ya da başarısızlığı” olarak ifade edilebilir. Ancak arka planına baktığımızda iyi liselere ve üniversitelere gidebilmek için her türlü ihtiyacı karşılanmış elit kesimin çocuklarının yönetici kadroları oluşturacakları bir eğitim almaları sağlanırken, öğretmensiz okullarda 60-70 kişilik sınıflarda lise ya da üniversite sınavına hazırlanmak zorunda kalan yoksul ailelerin çocuklarının işsizler ordusunun saflarını sıklaştıracak eğitim almaları hedeflenmektedir.
Elbette tek amaç bu değil. Eğitim, egemen sınıfın kendisine ait ideo-kültürel aktarımını sağladığı ve yeniden ürettiği en önemli aygıttır. Yoksul ailelerin çocuklarına yoksullukları benimsetilerek “bu böyle olmalı” yı içselleştirdikleri bir kişilik kazandırılırken sınavlarla aksi düşüncelere, eylemliliklere mahal vermenin önü kesilmeye çalışılmaktadır. Öğrencilerin “neden?” sorusunu sormaları ve buldukları yanıt sonucunda buna karşı mücadele etmeleri ihtimalini ortadan kaldırmak için hayatlarının hiç bir döneminde kullanmayacakları geometri formülleri ezberletilmek istenmektedir.
Sınav sistemi ile ortaya çıkan bir sektör olarak dershaneler ise bugün veliler için birer para tuzağı ve dershanelerde çalışan eğitim emekçileri için ise yoğun emek sömürüsü olarak çıkıyor karşımıza. Dershaneleri kaldırmak için bir adım olarak SBS’yi getirdiklerini (sonradan kaldırıp 8. sınıfa çektikleri) iddia edenler sınav stresini, yarışını, dershaneye gitme zorunluluğunu ilköğretim 6.sınıflara hatta ve hatta 4-5. sınıflara kadar indirmiştir.
Rekabet, ilköğretim kademelerinde başlayarak üniversiteye ve iş bulabilmek için girilen sınavlara kadar devam etmektedir. Aynı yıl sınava girecek olan kardeşlerin bile birbirlerini rakip olarak görmeleri sınav mantığını açıklamak için başka bir açıklama ihtiyacı bırakmamaktadır.
Rekabet, sınıfsal çelişkilerin derinleştirilmesi, hayatların oyalanması, yoğun emek ve para sömürüsü olarak sınavlar, bugün hiç olmadığı kadar hayatlarımızdan çıkarılıp atılma zorunluluğunu barındırıyor. Sınav sistemi, lise ve üniversitelerden sonra ALES, KPSS, TUS, SPK… gibi üniversite sonrası da devam ederek iş bulabilmenin, yüksek lisans yapabilmenin ön koşulu olarak karşımıza çıkarken “yaşam boyu sınav” olgusu beyinlerimize yerleştiriliyor. Dolayısıyla bugün sınavlar ne sınava hazırlanan öğrencilerin ne de velilerinin sorunudur. Bugün sınav sitemi yaşamlarını baskı altına almış, çalışabilmek için bir engel olarak karşısına çıkan öğretmenin, doktorun, avukatın, memurların… yani toplumun her bir bileşenin sorunudur. Her türlü eleme sınavına karşı mücadele, rekabeti çıkararak yeniden kardeşleşebilmemiz için, kazandığımız üç beş kuruşu dershane tüccarlarına kaptırmamak için, sınavsız liselere-üniversitelere geçiş için, sınavsız atamalar için…olmazsa olmazdır. Okullarımızda, gittiğimiz dershanelerde, iş yerlerimizde, bulunduğumuz her yerde sınavın sağlığa ve topluma zararlarını anlatalım. Gelişmekte olan ufacık beyinleri nasıl körelttiğini, rekabeti nasıl içselleştirdiğini anlatalım. Sınavların kimlere ve neye hizmet ettiğini anlatalım. Kampanyalar düzenleyelim, boykotlar örelim. Mücadele bayrağını hep birlikte yükseltelim.
Sınavsız yaşam bir düş değil, o yaşamı kuracak irade bizleriz. Gelin hep birlikte sınavları yaşamımızdan söküp atamak için ilk adımı atalım.Eğitim Emekçilerinin onurlu ve gür sesi olan sendikamız Eğitim Sen de örgütlenelim,fiili ve meşru mücadelesine destek verelim.
Göksel Rıza ÖZKAN
NİĞDE EĞİTİM SEN BAŞKANI
KESK Niğde Dönem Sözcüsü

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir