Anasayfa / Basın Açıklamaları / Sınavsız Memur Alımı Hak Gaspı Değil Mi?

Sınavsız Memur Alımı Hak Gaspı Değil Mi?

10 Temmuz 2010 tarihinde Memur alımı için yapılan KPSS 2010 sınavına toplam 3 milyon 254 bin 86 aday başvurdu. Basın-yayın organlarında yer alan bilgilere göre; sınavı kazananlardan yaklaşık 99 bin kişi işe alınacaktır. Bunların kaçının kadrolu ve kaçının sözleşmeli olacağı bilinmemektedir. Kamu kurumlarında 2009 yılı itibarıyla toplam 561 bin 179 boş kadro bulunmaktadır. Genç nüfustaki işsizlik oranının çok yüksek rakamlara ulaştığı bir dönemde boş kadroların kullanılmamasının sebebi bir türlü anlaşılamamaktadır. 3 milyondan fazla kişinin sınava girip memur olmak için ter dökerken birilerinin sınavsız Devlet memurluğuna alınması büyük bir haksızlıktır.

Ülkemizin en temel sorunlarının başında işsizlik gelmektedir. Özellikle yaşanan ekonomik krizle birlikte milyonlarca vatandaşımız işini kaybetmiş, binlerce fabrika ve işyeri kapanmıştır. Hükümetin işsizlikle mücadelede ciddi bir gayretinin olmaması nedeniyle 8 yıl önce resmi kayıtlara göre %10 oranında olan işsizlik, bugün %15 lere tırmanmıştır.

Neredeyse her 3 gençten birinin işsiz olduğu ülkemizde, işsizlerin umudu devlet kapısı olmuştur. Ancak bu defada hükümet doğru bir politika üretmek yerine kamudaki memur açığını taşeronlaştırarak çözme cihetine gitmiştir. Bu nedenle de kamuda çalışma barışı bozulmuştur.

Ülkemizde çalışma hayatının İLO normlarına göre düzenlenmemiş olması nedeniyle, hem kayıt dışı istihdamın önüne geçilememiş, hem de özel sektörde çalışanların düşük ücret almalarına çare bulunamamıştır.

Devlet kapısı gençlerimizin umut kapısı olmuş ancak hükümet, devletteki 561 bin boş memur kadrosunu doldurmak için hiçbir gayret sarf etmemiştir.

Bu yıl, lise mezunları memur sınavına son defa girmiştir. Bu nedenle yapılan sınava 2,5 milyonu aşkın lise ve önlisans mezunu gencimiz müracaat etmiştir. Geçen hafta ise lisans mezunları sınavı yapılmış, bu sınava da 1 milyona yakın 4 yıllık fakülte mezunu işsiz gençlerimiz girmiştir.

Diğer yandan Siyasi iktidarın Bakan, Milletvekili, il ilçe örgütleri ve Belediye Başkanlarının yakınlarının KPSS’ siz devlet kadrolarına memur olarak atanmaları, devlet memuru olma umuduyla zamanını ve parasını harcayan gençlerimizin umudunu yok etmektedir.

Hemen hemen her bakanlıkta “istisnai” kadroların amaç dışı kullanılması ve yandaşlara sınavsız istihdam aracı haline getirilmesi Anayasamızın eşitlik ilkesine aykırıdır. Sadece Başbakanlıkta sınavsız “doldur-boşalt” yöntemi ile 113 kişinin istihdam edilmesi, TOKİ’de de benzer bir uygulama ile 300’ü aşkın Bakan, Milletvekili ve Siyasi parti yönetici yakınlarının sınavsız işe başlaması ve yine aynı şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı’nda binlerce imam hatip lisesi ve ilahiyat mezunu iş beklerken, hiçbir ahlaki sınır tanımadan ilkokul mezununu ve 50 yaşına dayanmış insanların işe girmesine bakanlar kurulu kararıyla onay verilerek 500’ü aşkın yandaşın istihdamının sağlanması oldukça iç karartıcı bir durumdur.

Ayrıca T.B.M.M’ de emekliliği dolmuş memurların emekli edilerek çocuklarının işe başlatılması, babadan oğula saltanat devrini de beraberinde getirmiştir. Bülent ARINÇ’ın T.B.M.M Başkanı iken öncülüğünü yaptığı utanç verici bu olay millet adına bardağı taşırmıştır.

3,5 milyon vatan evladı memur olabilmek için KPSS kurslarında dirsek çürütüp, zaman ve para harcarken, iktidar yandaşlarının sınavsız memur yapılması izahı mümkün olmayan bir durumdur. Bazı aklı evveller bu durumu “bal tutan parmağını yalar” şeklinde yorumlayabilirler ancak bu durum kamu vicdanını derinden yaralamaktadır.

Bu hususta; Sayıştay Genel Kurulu 2002-2006 yılları arasında “devlete istisnai kadroyla sınavsız atananlar” ile ilgili bir rapor hazırlayıp, 2008 yılında Meclis Başkanlığına sunmuş, istisnai memur kadrolarına sınavsız atamaların istismarının tespit edilerek, tedbir alınması istenmiş; Ancak o zaman ki Meclis Başkanı maalesef hiçbir işlem yapmayarak, yandaşlarının haksız yere devlet memuru olmasının sürekliliğini sağlamıştır.

Bugün devlet kapısında iş umuduyla bekleyen 3,5 milyona yakın insanımızın hakkını ve hukukunu gasp eden siyasi iktidar mensupları bu vebalin altında kalacaklardır. İnancımız o dur ki yaptıklarının bedelini bu dünyada olmasa bile Ahrette mutlaka ödeyeceklerdir.

Türkiye Kamu-Sen

İstanbul İl Başkanı

Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir