Anasayfa / Basın Açıklamaları / Sözleşmeli Kamu Emekçileriyle İlgili İmzalarımız Başbakanlık’ta…

Sözleşmeli Kamu Emekçileriyle İlgili İmzalarımız Başbakanlık’ta…

Sözleşmeli Kamu Emekçileriyle İlgili İmzalarımız Başbakanlık’ta…
Çarşamba, 18 Mart 2009

Bugün saat 13:00’de Ankara Kızılay’da yaptımız kitlesel basın açıklamasının ardından; sözleşmeli statüde çalışanların kadroya alınması amacıyla yürütmekte olduğumuz imza kampanyasında toplanan onbinlerce imza/dilekçe Başbakanlığa teslim edildi.Kesk Ankara şubeler platformu üyeleri öğle saatlerinde Kızılay YKM önünde toplanarak burada açılan KESK pankartıyla Başbakanlık binasına doğtu yürüyüşe geçtiler. “Sözleşmeli Köle Olmayacağız”, “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz”, “Krizin Bedeli Patronlara” sloganlarıyla Başbakanlık binasına ulaşıldığında Genel Başkan Sami EVREN burada basın açıklamasını okudu. Basın Açıklamasının ardından MYK üyelerimiz toplanan imzaları 18 klasör halinde Başbakanlık yetkililerine teslim etti. Genel Başkan Sami Evren tarafından okunan basın açıklaması’nda sözleşmeli kamu emekçilerinin yalnız olmadığı, Kesk’in bu sorunun sahibi ve takipçisi olduğu vurgulandı:

Değerli Basın Emekçileri,
Bugün, kamu emekçilerinin kanayan ve giderek derinleşen yaralarından biri olan “sözleşmeli istihdama” karşı sesimizi yükseltmek ve 16 Ocak 2009 tarihinden bu yana yürüttüğümüz İmza Kampanyası’nda topladığımız on binlerce imzayı teslim etmek için buradayız.

Bu sorun, sadece çeşitli alanlarda sözleşmeli statüde çalışan on binlerce emekçinin sorunu değil, 2 milyon kamu emekçisinin de geleceğini tehdit eden ortak bir sorundur. Daha birkaç gün önce Hükümet yaklaşık 95 bin yeni kamu personeli alacağını ve bunların neredeyse tamamına yakınının sözleşmeli olacağını açıkladı. Hükümetin sık sık gündeme getirdiği Kamu Personel Rejim Yasa Tasarısının özünde de, kadrolu kamu emekçilerinin büyük kısmının sözleşmeli hale getirilmesi projesi yatmaktadır.

AKP’nin esiri olduğu piyasacı özelleştirme politikaları, ekonominin her alanında esnek istihdamı ve sözleşmeli çalışmayı dayatarak, çalışanların iş güvencesini ve geleceklerini ellerinden almaktadır. Bu anlayış, kaderlerimizi tümüyle piyasanın ellerine teslim ederek, ülkemizin geleceğini belirsizliğe ve güvensizliğe sürükleyecek tehlikeli bir adımdır. Oysa bu politikalar şu an dünyayı kasıp kavurmakta olan krizin de temel nedenlerinden birini oluşturmaktadır.

Değerli Basın Emekçileri,
Bugün kamu kesiminde 25.12.2008 tarihi itibariyle 657 sayılı kanunun 4B maddesine tabi 49.002 öğretmen, sağlık alanında yaklaşık 15 bin ebe ve hemşire, 657 sayılı kanunun 4C maddesine tabi 22 bin çalışan vardır. Sözleşmeli statüde 4924 sayılı yasaya tabi 20 bini aşkın sağlık personeli bulunmaktadır. Yine değişik meslek gruplarında binlerce sözleşmeli çalışan bulunmaktadır. Bu sayılar, devletin artan sayıda sözleşmeli personel alımları ve özelleştirmelerle beraber hızla artmaktadır. Sözleşmeli personel sayısı arttıkça, yarattığı toplumsal tahribatın da boyutları büyümektedir. Aynı eğitimi alan, aynı sınavlardan geçen, aynı koşullarda aynı işi yapanlar arasında yaratılan bu ayrım hiçbir şekilde kabul edilemez.

Değerli Basın Emekçileri,

• Sözleşmeli personelin iş güvencesi yoktur. Yıllık olarak düzenlenen sözleşmeleri, istendiği takdirde, feshedilebilmektedir. Sözleşmeleri yıllık olarak yapıldığı için, kıdem, kademe ve yükselme hakları yoktur. Bu durum aynı işi yapan sözleşmeli ve kadrolu personel arasında maaş uçurumları doğmasına, unvan farklılıklarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
• Sözleşmeli personelin tayin, becayiş ve atama hakkı yoktur. Bu durum ailelerin bölünmesine kadar uzanan dramatik sosyal sorunlara neden olmaktadır. Şu anda Bakanlar Kurulunda imzaya açıldığı söylenen son düzenleme ise soruna köklü çözüm getirmekten uzaktır. Yapılacağı söylenen bu düzenleme kadrolu istihdamı değil, sözleşmeli istihdamı kalıcılaştırmaya dönüktür.

• Sözleşmeli personel, diğer kamu çalışanları gibi Emekli Sandığına değil, SSK’ya bağlı olmaktadır.

• Sözleşmeli personel eş, çocuk ve doğum yardımı gibi kimi sosyal haklardan yararlanamamaktadır.

• Sözleşmeli personelin fazla mesai, yolluk ve harcırah hakları bulunmamaktadır.

• Kadrolu öğretmen ve sağlık personelinin yararlandığı askerlik haklarından sözleşmeli personel yararlanamamaktadır. Askerliği öğretmen ya da sağlık personeli olarak yapma hakları bulunmamaktadır.

Ancak AKP hükümeti sözleşmeli istihdam üzerinden ciddi bir kadrolaşma çalışması ve siyasal destek arayışı içindedir. Çünkü hiçbir güvencesi olmayan, en ufak hak arayışına giremeyen, hükümete muhalefet edemeyen sözleşmeliler, hükümetin oy deposu olarak görülmektedir. Nitekim aksi yönde hareket eden, örgütlenme arayışına giren ya da sırf birkaç aydır biriken maaşlarını istedikleri için binlerce sözleşmelinin sözleşmeleri tek taraflı fesh edilerek sokaktaki işsizler ordusuna dahil edildiler.

Tüm bu eşitsizlikler, çalışma barışını bozduğu gibi, sözleşmeli personel üzerinde de büyük bir olumsuzluk yaratmaktadır. Emekçilerin geleceklerini ellerinden alan, eşit işe eşit ücret sağlamayan, aynı işi yapanlar arasında mali ve sosyal haklar bakımından derin uçurumlar yaratan bir istihdam modeli kabul edilemez. Sözleşmeli ve esnek istihdam modelinden derhal vazgeçilmelidir. Kamudaki on binlerce sözleşmeli personel derhal kadrolu hale getirilmelidir. Çalışanların iş güvenceli ve kadrolu istihdamı sağlanmalıdır. Yeni personel alımları kadrolu olmalıdır.

Değerli basın emekçileri,
Hükümet, tutsağı olduğu IMF odaklı politikaların yarattığı toplumsal tahribatın ve çözülmenin farkına varmalıdır. Bu ülkenin geleceği IMF bürokratlarının masa başı hesaplarına terk edilemez. Bu ülke ancak ve ancak, üzerinde yaşayan herkesin geleceğinden endişe duymayacağı bir ekonomik ve sosyal yapıya kavuştuğu zaman toplumsal barış ve huzura kavuşacaktır. O nedenle hükümet kulağını IMF emirlerine değil, emekçilerin taleplerine açmalıdır.

Emekçilerin talebi geleceklerinin güvenceye alınmasıdır. Sözleşmeli istihdam yerine iş güvenceli ve kadrolu istihdam talebidir. Hem çalışırken hem de emeklilikte insanca yaşayabilecekleri bir ücret talebidir. Hükümet bu sese kulak vermelidir.

Burada kısa sürede topladığımız on binlerce dilekçe vardır. Hükümet dilekçelerde belirtilen taleplerin gereğini yerine getirmelidir. Eğer taleplerimiz karşılığını bulmazsa farklı eylem ve etkinliklerle sonuç alıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz.
Kaynak:KESK

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir