Anasayfa / Basın Açıklamaları / Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı Anayasa Paketinde Neden Yok?

Toplu Sözleşme ve Grev Hakkı Anayasa Paketinde Neden Yok?

Artık herkes, memurlarımızın toplu sözleşme ve grev hakkı olduğunu kabul etmiş durumdadır. Ülkemizin onayladığı uluslararası sözleşmeler, Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararlar da bu konuda yasal düzenleme yapılması için iktidarı yükümlülük altına sokmaktadır.Yani normal şartlar altında siyasi irade ulusal ve uluslar arası hukuk karşısında mahkumdur. Ancak yılardır hükümet bu gerçekten kaçmakta ve kamu görevlilerinin sendikal hakları ile ilgili iç hukuk düzenlemelerini yapmamakta direnmektedir.

Hükümetin bu tutumu hukukun üstünlüğü ilkesine aykırıdır. Bu yapılanlar ancak hakkın ve haklının değil, icranın başındakinin iradesinin hakim olacağına inanlar için uygundur. Ama unutulmamalıdır ki; bizler haklıyız ve haklı olan güçlüdür.

Bizler 25 Kasım’da uzun yıllardan beri hiçbir sivil toplum örgütünün başaramadığı büyüklükte ve etkinlikte bir eylem gerçekleştirerek gücümüzü ve haklılığımızı herkese gösterdik. Eylemimiz sonunda bir kez daha görüldü ki; memurun grev hakkı ile ilgili yasal bir sorun yoktur.

Abant’ta yapılan toplantıya Türkiye Kamu Sen olarak katılmadık. Çünkü; 2009 Ağustos ayında yapılan toplu görüşme sürecinde var olan hakkımızı hiçbir zaman tartışmayacağımızı ve tartıştırmayacağımızı kamuoyuna açıkladık.

Bizler, toplu sözleşme ve grev hakkımızın olduğunu 1989 yılında dile getirdik ve bu amaçla yola çıktık.

Çalıştay, memurun toplu sözleşme ve grev hakkı mücadelesini, iş güvencesinin yok edilmesi için bir silah olarak kullanmak isteyenlerin sergilediği oyunlardan biridir.

Türkiye Kamu Sen olarak diyoruz ki; grev hakkı ile iş güvencesinin bir arada olamayacağı söylemi, grev yapan çalışanların işten çıkarılacakları tehdididir.

İş güvencesini yok etmek, memuru yok etmek demektir. Grev ise sendika özgürlüğünün en önemli parçasıdır. Siyasi irade ise çalışanların iş güvencesini yok etmek için her türlü kirli oyunu sahnelemektedir. Bu zihniyetin en büyük arzusu kanunlarla memurlara tanınmış olan güvenceleri de kaldırarak, istediği gibi yönlendirebildiği, güvencesiz, kuralsız ve iktidar uşağı bir memur kitlesi yaratmaktır.

Memurun toplu sözleşme ve grev hakkını kullanması için aslında Anayasa değişikliğini beklemeye gerek bulunmamaktadır. Yapılacak iç hukuk düzenlemesi ile bu haklar hemen tanınabilinir. Önemli olan, iktidar bu hakkı gerçekten vermek istiyor mu, istemiyor mu?

Bütün bu gerçeklere rağmen iktidarın, memurların toplu sözleşme ve grev hakkını bugüne kadar tanımaması, üstüne üstlük Anayasa değişikliği ile bu hakkı tanıyacağını kamuoyuna açıklamasına rağmen, Anayasa değişikliği paketinde bu hakkın yer almaması düşündürücüdür. İktidarın ne yapmak istediğini anlamakta zorluk çekilmektedir.

Türkiye Kamu-Sen

İstanbul İl Başkanı

Yrd. Doç.Dr. M.Hanefi BOSTAN

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir