Anasayfa / Basın Açıklamaları / ÜNİVERSİTELERDE NELER OLUYOR?

ÜNİVERSİTELERDE NELER OLUYOR?

Üniversiteler ülkemizin geleceğini şekillendirecek beyinleri yetiştiren kurumlardır. Ne var ki üniversitelerimiz son yıllarda demokrasi adına yapılan hak gaspları ve özgürlük adına yapılan ahlaksızlıklarla gündeme gelmektedir. Bu olayları üzülerek ve geleceğimiz adına endişe ile takip etmekteyiz.
Yıllarca bazı ideolojik kesimler ile ikna odalarında beyinleri yıkanmaya çalışılan genç kızlarımızın eğitim haklarının elinden alınması ve insanlık dışı uygulamaların 2011 yılında hala var olan üniversitelerdeki bu ucube zihniyetin tutumu, Cumhuriyetimizin 100. yılına yaklaştığımız ve 2023 vizyonunun konuşulduğu bu günlerde ülkemiz adına geleceğimiz adına en büyük ihanetlerden birini oluşturmaktadır.
Bir taraftan inancı gereği başını örttüğü için eğitimi engellenen genç kızlarımıza yapılan haksızlıklar diğer taraftan da toplumumuzun milli ve manevi değerleri ile uzaktan yakından alakası olmayan ahlaksızlıklar…
Üniversitelerde ki ahlaksızlıkların bir örneği 2010 yılı mayıs ayında yaşandı ve basında kıyıdan kenardan bir haberle geçiştirildi.
Peki, bu olaylar neydi?
İzmir’de Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri, eğitim-öğretim yılı başından beri çıplak model sıkıntısı yaşandığı gerekçesiyle ‘Nü’ modelle protesto gösterisi yaptı. Bu eylem sırasında öğrencilerin yaptığı açıklama ise ilginç oldu. Yapılan açıklama da öğrenciler “Bu anlayış çok saçma. Kabul etmemiz beklenemez. Canlı model çizmekten, çıplaklıktan utanan bir kişi ileride nasıl sanat yapabilir ki” dedi.
Ey medeniyeti soyunmak zanneden zavallı ahlaksızlar! Milli şairimiz Mehmet AKİF ERSOY yıllar önce sizin için ne güzel demiş!
“Medeniyet dediğin açmaksa bedeni; desene hayvanlar bizden de medeni”
Aynı şekilde bir üniversite hastanesindeki asistan doktorlarla ilgili hemşirelerin, asistan doktorları p…o izlemekle suçlamaları, hastalara uyarıcı ilaçların fazla dozda verildiğini önü sürmeleri ve belge olarak “bir saatlik kamera takibiyle” haklılıklarının ortaya çıkarılabileceğini söylemeleri.
Diğer bir eylem ise İstanbul da bir üniversitede p…o skandalı olarak medya ya yansıdı. Bir üniversite öğrencisinin bitirme tezi olarak p…o film çekmesi ve çektiği rezil filmde bir üniversite öğrencisinin oynaması oldu. İşin ilginci tez bitirme komisyonundaki sözde öğretim görevlilerinin bu durumu değerlendirmesidir. Olay sonucu bu öğretim görevlileri açığa alınmıştır. Sözde üniversite öğrencisi bir grup ise bu öğretim görevlilerinin açığa alınmalarını, üniversite öğrencilerine yakışmayan pankartlarla protesto ettiler.
Böyle bir ahlaksızlık sonucu, eğitimci kimliğini lekeleyen bu şahısların üniversiteden uzaklaştırılmasından rahatsız olmak bizim milli ve manevi değerlerimizin neresinde vardır? Sizler bu ülkenin geleceğini şekillendirecek insanlar olarak bilinçaltınızda nasıl bir ülke hayal ediyorsunuz. Sözde özgürlük adına yaptığınız bu eylemi, inancı gereği başını örten ve bunun için üniversitelerde okutulması engellenen gençlerimizin hakkını savunmak için hiç düşünmediniz mi?
Sizin özgürlük anlayışınız ahlaksızlık mı?
Bu saydığımız olaylar sadece birkaç tanesi. Bunların dışında üniversite kantinlerinde yapılan alkollü partiler var ki bunları saymıyoruz.
Özellikle son zamanlarda bu tip ahlaksızlıkların artması kaygı ve endişe verici bir durumdur. Her defasında YÖK’ü ve Cumhurbaşkanını atamalardan dolayı eleştirenler neden bu ahlaksızlıklara sesini çıkarmamaktadır. Başörtüsünü rejim tehdidi olarak algılayanlar, bu toplumun ahlaki erozyona uğramasını gelecek adına tehdit olarak görmemekte midirler?
Basında ise bazı kesimler birkaç öğrencimizin namaz kılmasını günlerce manşetten verirken, böyle bir iğrençliği görmezden gelmelerini anlamakta mümkün değildir? Özellikle protesto haberlerinin veriliş tarzından ve flaşların patlamasından bu olayların arkasında kimlerin olduğu belli olmaktadır.
Üniversitelerde yaşanan p…o bitirme tezi, nü’lü nü model protestosu, okul kantinlerindeki alkol partileri ne demokrasinin göstergesi ne de özgürlüklerin sembolüdür. Milli ve manevi değerlerimize ters olan insan bedeninin ahlaksızca sergilenmesi bizim toplumumuzda kabul edilebilir bir durum değildir.
Kamusal alan zırvalığını uyduranlar acaba bu durum hakkında ne düşünmektedirler?
Kim bilir belki de kendi medeniyet anlayışlarında, ilerleme adına mutluluk duymaktadırlar.
Ama bizler kaygılı ve endişeliyiz. Üniversiteler toplumsal kurumlardır. Toplumun tümünü kucaklayarak, ahlak ve maneviyat içerisinde eğitim vermek zorundadırlar. Maneviyatı alınmış insanların yetiştiği kurumlar asla olmamalıdır.
Kim olduğu belli olan ve tüm planları deşifre olan çevrelerce sürekli karıştırılmak istenen üniversitelerimizin toplumumuzda kabul görmeyecek ahlaksızlıklarla gündeme gelmemelidir? Bu kurumlar dünya çapında elde ettikleri bilimsel çalışmalarla gündeme gelmelidirler.
Demokrasiye karşı olanlar, halk idaresine alerjisi olanlar, üniversite gençliğimizi kendi emellerinin maşası olmalarından haz duymaktadırlar. Üniversite öğrencilerimizi sürekli kışkırtan bu akıllılar(!), tüm oyunlarının ters teptiğini görememeleri de zekâlarını ortaya koymaktadır. Dün “Biz kaç kişiyiz” eylemi yapanların, bugün “Birkaç kişi olmaları” bu sözlerimize en güzel örnektir.
Ne var ki bu durumdan akıllanmayanlar, bugün halk iradesine karşı üniversite gençliğini kullanmaya çalışmaktadır. Bir partinin milletvekili olup aynı zaman da anayasa profesörü olan bir kişiye yumurta atarken; bir başka partinin anayasa profesörü olan yöneticisini sadece yuhalamakladırlar. Hükümet mensuplarına yumurta, muhalefete göstermelik yuh ve hemen ardından özre gitmeleri, bu olayların arkasındaki kirli uzantıların kim olduğunu bizlere kendiliğinden söylemektedir.
Yıllardır halk iradesine her fırsatta darbe vurmayı devlet bekası zanneden çıkarcı ideolojilerin maşalığını yapan bir gençlikten ülkeyi geliştirmek, bilimsel çalışmalar beklemek mümkün değildir. Zaten birilerinin okuma hakkını engelleyip, beyni yıkanmış eylemci, vuran, kıran bir gençliği üniversitede hazır tutmaktaki amaçta, bu gençliği kendi çıkarları için kullanmak değil midir?
Siyasi iradelere tepki şiddetle verilmemelidir ya da siyasisine göre gard almak, taraf olmak bilimsel bir gençlik anlayışı değildir. Üniversitelerimizin bu yollarla dünya sıralamasında yer alması bilimselliğe damga vurması mümkün değildir. Herkesin protesto hakkı vardır. Ama kimsenin bu yollarla protestoya hakkı yoktur.
Halkın seçtiklerini yine halk görevden alır. Bunun da yegâne yolu sandıktan geçer.
Tüm yaşanan bu olaylar hakkında öncelikli olarak üniversite rektörlükleri dikkatli olmak zorundadır. Halkımızın milli ve manevi değerleri ile uyuşmayan, toplumu ahlaki açıdan rencide edecek (p…o bitirme tezi, nü’lü nü model protestosu, alkol partileri, taraflı yumurta protestoları ve şiddet içeren eylem) eylemler konusunda dikkatli olmalı ve gereken önlemi almalıdır. Amacı eğitim almak dışında her şey olan zavallı bir gençliğin bu ülkeye faydasından öte zararı olacağı gün gibi gerçektir. Çanakkale de, Kurtuluş Savaşında binlerce gencimiz vatanımız için dinimiz için canını feda ederken, bu gün ki bazı gençliğin ahlaksızlıklarına bilimsel kılıf bulmak, sadece belli siyasileri şiddetle protesto etmelerini bilimsellikle açıklamak, önlem almamanın gelecek açısından işgalden farkı olmayacak bir durumdur.
Devletin tüm kurumları başta Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Milli Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurumu tüm yaşanan bu olumsuzluklar için gereken tedbirleri almak zorundadırlar.
Birçok dünya ülkesinde bilimsel projelere verilen ödüllere baktığımızda şanlı geçmişimizin büyük şahsiyetleri olan Mevlana, Yunus Emre vb. isimlerle verilmesi kültürümüzün, milli ve manevi değerlerimizin büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Bizim yüksek öğretim anlayışımızın da yapılan bilimsel çalışmaların, geçmişimiz ile dünyaya yön verdiğimiz gibi bu günde dünya ya yön verecek biçimde olup Mevlana, Yunus Emre, Ali Kuşçu, Harezmî, Farabi, İbn- i Sina, Mimar Sinan, Fatih Sultan Mehmet vb. isimlerin anlayışında olmalıdır. Yapılan tüm projeler ve çalışmalarda bu isimlerle ödüllendirilmelidir. Oysa bizim sözde bazı bilim insanlarımızın yaptığı gibi ahlaksızlığı bilim; şiddeti ve halkın seçtiklerine isyanı özgürlük olarak gösterip akademik eğitim sürecini bu anlayışın tetikçisi olarak kullanıp, dünyaya damgasını vuracak yeni bilim insanları yetişeceğini düşünmek hayalden başka bir şey değildir.
Amacı eğitim almak ve bilimsel çalışma yapmak olmayanların üniversite sıralarını işgal etmeye hakkı yoktur. Bilimsel faaliyetler ve demokratik sınırlar içinde tüm eylemlere ve hak aramalara kimsenin bir sözü yoktur. Ahlaksızlığı bilimsellik ve özgürlük; şiddeti protesto zannedenlere asla prim verilmemelidir.
Melih DURMAZ
Eğitim bir Sen İstanbul 4 No’lu Şube
Şube Sekreteri

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir