Anasayfa / Basın Açıklamaları / Yetkili Sendika Yüksek Lisans ve Doktora Yapan Üyelerini Unuttu!

Yetkili Sendika Yüksek Lisans ve Doktora Yapan Üyelerini Unuttu!

Türkiye’de, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda çalışan tüm kademedeki kadrolu veya sözleşmeli öğretmenler üniversiteden mezun olup, KPSS engelini de aşıp öğretmen olduktan sonra kendilerini geliştirmek için farklı yollar denemektedirler. Bunlar, kurumdaki hizmetiçi eğitim faaliyetlerine başvurma, yüksek lisans eğitimi alma çabası, yeni yeni uygulamaya konulan uzaktan e-öğrenme yoluyla yapılan seminerler-kurslar şeklindedir. Milli Eğitim Bakanlığı personelinin hizmetiçi kurslara kabul edilmesi, bunlara katılabilmesi çok zordur, bu kurslara sınırlı sayıda öğretmen alındığı için seçilenler “şanslı” öğretmenlerdir. Yakın zamanda Anadolu Üniversitesi ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında “ücretli” uzaktan eğitim konulu protokol imzalandı. Uzaktan, e-öğrenme metodu öğretmen maaşı göz önünde bulundurulursa yurdum öğretmeni için ne kadar pahalı olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Yüksek lisans eğitimi almak da öyle kolay olmamaktadır. Önce Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı(ALES)’na girecek ve en az 50-55 puan alacaksınız, tezli yüksek lisans için dil sınavını geçeceksiniz, üniversitelerin mülakat sınavlarında başarılı olacaksınız ve o sınırlı sayıdaki kişiler arasına girebileceksiniz. Uzun ve zorlu bir maraton bu… Kazanmakla bitmiyor, derslere devam etmeniz gerekecek, uzak bir ilde görev yapıyor iseniz gidemeyeceksiniz, amirinizden izin alamayacaksınız, haftada iki yarım gün olan öğrenim izninizi bin bir rica ve minnetle alacaksınız, izin alıp gitseniz bile her türlü sıkıntıya katlanarak yola koyulmuş olacak ve o sıkıntıyı tüm benliğinizde hissedeceksiniz. Ders aşaması, tez hazırlama, jüri karşısında savunma, bunlar kolay şeyler değildir. Yer değiştirme hakkını elde ettiğinizde de (ki buna özür olarak bakan bir bakanlığımız var-öğrenim özrü-) size bir sürü prosedür sunacak ve yer değiştirememenize sebep olacaklardır. Kadrolu öğretmen iseniz puanınız yetmeyecektir istediğiniz yere atanmanız için,sizi 26. Madde ile gönderebilecekleri en uzak okula göndereceklerdir mükafat olarak, sözleşmeli öğretmen iseniz yer değiştirmeyi aklınızdan bile geçiremeyeceksiniz, hayali bile sizden uzak olacaktır,sizin ne haddinize öyle kadrolularla eşit haklara sahip olmak,kadro vermekte gerekecektir size ondan sonra maazallah…

Çok iyi niyetlerle, kendinizi geliştirip öğrencilerinize, yaşadığınız ülkeye daha faydalı olmak için çaba sarf edeceksiniz ve bu emekler birileri tarafından görmezden gelinecek, yok sayılacaktır. Bu çabaların görülmeyip yok sayılması bu ülke için yeni bir şey değil aslında… Zaten bir zamanlar köy insanının gerçeklerin farkına varmaması, uyanmaması ve kendini geliştirmesini engellemek için Köy Enstitüleri de birileri tarafından uygun ortam yaratılarak bir şekilde kapatılmamış mıydı? Halbuki Türkiye’ye özgü ve dünyaya örnek olmuş bir sistemdi Köy Enstitüleri. Geçen yıllar çok şey değiştirmedi.Her kurum kendince engeller geliştirdi yeniliğe,doğruya karşı.. Milli Eğitim Bakanlığı kendini geliştirmek isteyen, araştıran, sorgulayan öğretmenlerin önünü tıkayan bir çok icraata imza atmıştır bu süreç içerisinde.

Milli Eğitim Bakanlığı her yeni düzenlemesiyle kendi personelini, özellikle lisansüstü öğrenim gören, kendini geliştirme çabası içerisinde olan öğretmenleri mağdur eden düzenlemelere imza atmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı, lisansüstü öğrenimi özendirmesi gerekirken, bunu destekleyici faaliyetlerde bulunması gerekirken, lisansüstü öğrenimini tamamlamış personelini özendirip bu eğitimi almak isteyen öğretmenleri de teşvik etmesi gerekirken nasıl oluyor da her yeni düzenlemesi teşvikten, ödülden çok cezalandırma olarak ortaya çıkıyor? Hatta bırakın özendirmeyi, bir öğretmenin kendini geliştirmesinin cazipliğini de ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Örneklersek; ek ders ücreti ile ilgili daha önce 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 176.maddesinin c bendinde “Alanlarında master derecesini almış olan öğretmenlere, % 25, alanlarında doktora derecesini almış olan öğretmenlere ise % 40 fazlasıyla ödenir.” hükmü yer almaktaydı. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK zamanında, 1 Nisan 2006 tarihinde bu madde değiştirilerek verilen %25 ve %40 ‘lık ek ders farklarının ödenmesine son verildi. Bu düzenlemenin yapılmasına gerekçe olarak yüksek lisans yapmış olanlara bakanlık tarafından “sınavsız uzman öğretmenlik ünvanı” verileceği gösterildi. 5204 sayılı Milli Eğitim Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’da; “Alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlamış öğretmenlerden uzman öğretmenlik, doktora öğrenimini tamamlamış olan öğretmenlerden ise başöğretmenlik için sınav şartı aranmaz.” şeklinde bir düzenleme yapılarak master ve doktora yapmış öğretmenlere pozitif anlamda ayrıcalık tanınmıştır. Süreç böyle devam ederken hiçte denildiği gibi olmadı ve bakanlık yetkilileri uzmanlığı, yüksek lisans yapmış olanların hepsine vermeyeceğini, kontenjana kota koyduğunu açıkladı. Yıl 2010 ve bakanlık “yüksek lisans yapanlara uzmanlık vermeyeceğini, onların da sınava tabi olduğunu” açıkladı. Sonuç, bakanlığın eğitime-öğretime,kendini geliştirmeye verdiği önem, öğretmenine verdiği destek ortada… Bakanlığın master ve doktora yapan öğretmenlere olan desteği (!) ortadadır.

Bizi asıl şaşırtan nokta bu konuda eğitimcilerin kendisine tanıdığı yetkiyi kullanmayarak, Kurum İdari Kurulu Ekim 2010 Toplantısı’na katılıp bu konudan hiç bahsetmeyen, tekliflerinde bunu gündeme getirmeyen yetkili sendikanın tavrıdır. Bu ülkede yüksek lisans ve doktora yapan öğretmenler mevcuttur, hak kaybına uğrayan öğretmenler vardır, daha önceden kazanılmış hakları vardır,verilen sözler vardır ama duyan bilen yoktur. Biz biliyoruz ve farkındayız.

Bir öğretmenin yüksek lisans veya doktora yapması beraberinde bir çok zorluğu da getirmektedir. Bu olumsuzluklara rağmen biz öğretmenler güzel günlere olan inancımızla yeni neslin sorumluluğunun bilincinde olarak kendimizi geliştireceğiz. Bu çabalar maddi bir beklenti için değildir, master veya doktora için toplamda en az 4000-5000 TL para harcanmaktadır, %25 ve %40 oranındaki fazladan ek dersin getirisi aylık maksimum 150-200 TL’lik fark anlamına gelmektedir ve bu kazanılmış hak haklı bir gerekçe gösterilmeden öğretmenlerin elinden alınmıştır. Bu, maddi manevi emek veren öğretmenlere çok görülmektedir. Öğretmenlerin niteliğinin arttırılması için bakanlığa çok iş düşmektedir. Öncelikle; master-doktora derecesini almış olan öğretmenlere, % 25-%40 ‘lık ek ödemeler yeniden kanunda yerini almalı, hak kayıplarının önüne geçilmeli, lisansüstü eğitim yapmanın önü açılmalı, cazip hale getirilmeli, öğretmenler desteklenmeli, yer değiştirmelerinde her türlü kolaylık sağlanmalı, master-doktora derecesini almış olan öğretmenlere Kariyer Basamaklarında sınavsız uzman öğretmen ve başöğretmen ünvanları verilmelidir.Bu ülke iyi eğitilmiş eğitimcilerle kalkınır.Bakanlığımız nitelikli eğitimci eğitilmesi için çaba harcamalıdır.

Bir toplum olarak ilerleyebilmek ve gelişmiş ülkelerdeki refah düzeyine erişebilmek için okullarda iyi bir eğitimin veriliyor olması gerektiği bilinen bir gerçektir. Ancak okullarda iyi bir eğitimin verilebilmesi, yani öğrencilerin başarılı olabilmeleri için okuldaki öğretimin niteliğinin yükseltilmesi gereklidir. Okullardaki başarı grafiği de nitelikli öğretmenler olmadan önemli düzeyde yükseltilemez. Başka bir ifadeyle, iyi öğrencilere sahip olunabilmesi için iyi öğretmenlere ihtiyaç vardır (Özyar, 2003; Seferoğlu, 2003). İyi öğretmen, nitelikli öğretmen, kendini geliştiren, araştıran, sorgulayan, yeniliklere açık öğretmendir.

Öğretmenin kendini geliştirebilmesi için kurumunda hizmetiçi eğitim faaliyetlerine ulaşımının kolay olması, eğitim sisteminde öğretmenin bilgiye, yeniliklere farklı yollardan ulaşmasının yolunun açık olması gerekmektedir. Öğretmenin alanında, eğitim bilimlerinde veya kendini geliştirmek istediği farklı bir bilim dalında lisansüstü eğitime ulaşma çabası üyesi olduğu Mili Eğitim Bakanlığı tarafından desteklenmeli, her türlü destekleyici faaliyetler kurumu tarafından yapılmalı, anayasal hakları da göz önünde bulundurularak kişinin her yönüyle gelişmiş nitelikli öğretmen, nitelikli vatandaş, nitelikli insan olması sağlanmalıdır. İnsanlarını, özellikle öğretmenlerini bilime, eğitime yöneltecek önlemleri alan ülkeler çok şey kazanmıştır. Çünkü bu ülkenin yarınlarını şekillendiren öğretmenlerin kendilerini geliştirme çabasıyla paralel gelişmektedir ülke…

Son olarak, Cumhurbaşkanının eşi Sayın Hayrünnisa Gül’ün de desteklediği Düşün Taşın Derneği tarafından Haziran ayında Ali Sami Yen Stadı’nda düzenlenen “Dünyanın En Çok Kitap Okuma Etkinliği’nde rekor çıkmadı. 20 bin kişinin katılması hedeflenen aynı anda kitap okuma denemesinde, 14 bin 517 kişinin katılımı nedeniyle, Guinness rekoru kırılamadı. Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet ÇUBUKÇU, bu konuyla ilgili “bazen eğitim politikalarının gençleri kitap okumaktan soğuttuğunu, okumayı dert edinmemiz ve okuma alışkanlığı kazandıracak yeni tarzlar yöntemler geliştirmek konusunda daha fazla çaba göstermemiz gerektiğini” söyledi.

Sahi bu programları kim hazırlıyor? Öğrenmeye istekli, yeniliğe açık, araştıran, sorgulayan eğitimcilere kim engel oluyor, kim soğutuyor bu gençleri kitap okumaktan? Sorumluların arasına yetkili bir sendikanın bulunması tarihe geçecek bir utançtır. O sendikayı masada unuttuğu üyelerine ve tarihe havale ediyoruz…

Sayim Fikret BULUT

Hukuk ve Toplu Görüşmelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

Hakkında senDİKalı

İlginizi Çekebilir

İsmail Koncuk: KİMSEDEN KORKMAYIN

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Sekreter Musa Akkaş ve Genel …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir